Denetimli Serbestlik

Adli Kontrol

Adli Kontrol Nedir, Adli Kontrol Çeşitleri Nelerdir, Yurtdışına Çıkamamak, Belirlenen yerlere, belirtilen süreler içinde düzenli olarak başvurmak gibi birçok Adli Kontrol Tedbir kararlarını inceleyeceğiz.

7 Ağustos 2019 Saat: 23:26
YORUM YAPTavsiye EtYazdır

Bu haber 1.191 kez okunmuştur

Adli Kontrol
Adli Kontrol

Adli Kontrol Nedir, Adli Kontrol Çeşitleri Nelerdir, Yurtdışına Çıkamamak, Belirlenen yerlere, belirtilen süreler içinde düzenli olarak başvurmak, Hâkimin belirttiği merci veya kişilerin çağrılarına ve gerektiğinde meslekî uğraşlarına ilişkin veya eğitime devam konularındaki kontrol tedbirlerine uymak, Her türlü taşıtı veya bunlardan bazılarını kullanamamak ve gerektiğinde kaleme makbuz karşılığında sürücü belgesini teslim etmek, Tedavi veya muayene tedbirine uymak,  Güvence, Silâh bulunduramamak veya taşıyamamak, Suç mağdurunun haklarını güvence altına almak, Aile yükümlülüklerini yerine getireceğine ve adli kararlar gereğince ödemeye mahkûm edildiği nafakayı düzenli olarak ödeyeceğine dair güvence vermek, Konutunu terk etmemek: Şüpheli veya sanığın mahkeme tarafından belirlenen konutunu mazereti olmaksızın veya izin almaksızın terk etmemeyi, Belirli bir yerleşim bölgesini terk etmemek: Şüpheli veya sanığın mahkeme tarafından belirlenen yeri veya yerleşim bölgesini mazereti olmaksızın veya izin almaksızın terk etmemeyi, Belirlenen yer veya bölgelere gitmemek ya da ancak bazı yerlere gidebilmek: Şüpheli veya sanığın mahkeme tarafından belirlenen yere veya yerleşim bölgesine mazereti olmaksızın veya izin almaksızın gitmemeyi ya da ancak bazı yerlere gidebilmesini, Belirlenen kişi ve kuruluşlarla ilişki kurmamak: Mahkeme kararında belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde suça sürüklenen çocuğun belirlenen kişi ve kuruluşlarla ilişki kurmaması gibi tedbirleri aşağıda sizlere anlatacağız.

Yurt dışına çıkamama

(CMK 109/3 a)

 

Herhangi bir ceza yargılama davasında cezanın üst sınırı olmadan verilen tedbirdir. En çok uygulanan tedbir çeşitlerindendir. Tutuksuz yargılanan kişilere verilebildiği gibi bazı hallerde tutuklanmaya sevkedilen kişilerde dahi bu yurt dışına çıkmama yasağını görebilmekteyiz. Burada amaç kişinin ülke sınır dışına çıkmasını önlemek maksadıyla alınan tedbir çeşitidir. Bu karar verildiği andan itibaren kişinin yurt dışı yasaklaması başlamıştır. Şüpheli veya sanığın bu tedbire uyması için kararı tebliğ etmesi gibi bir durum söz konusu değildir. Yurtdışı çıkış yasağı hariç birçok kararda kişinin yükümlülüğü tebliğ etmesinden sonra uyması gerekmektedir. Ancak CMK 109/3a maddesinde geçen yurt dışına çıkamamak da böyle birşey söz konusu değildir. Çünkü kişi tebliğ etmekten kaçınıp ülke sınır dışına gitmeyi planlayabilir. Bunun önüne geçmek içinde böyle işlemler yapılır. Yani kişinin yargılamadan kaçıp yurt dışına gitmemesi için alınan önlemdir.  Hakimlik tarafından bu karar verildikten sonra Denetimli Serbestlik Yönetmeliğinden nasıl uygulanacağına dair bilgi verilmektedir. İlgili yönetmeliğin 56. maddesinde ve 39. maddesinde "yurt dışına çıkış yasağına ilişkin kararlar, Cumhuriyet başsavcılığı tarafından aynı zamanda derhal kolluğa da gönderilir." denilerek ilk yasaklama kararının işleminin Cumhuriyet başsavcılığınca yapılmasını emretmektedir. Çünkü bu karar denetimli serbestlik kurumuna gelene kadar kişi yurt dışına kaçabilecektir. Bunu önlemek için karar verilir verilmez işlemin en önemli adımı olan kolluk tarafından işlemlerin yerine getirilmesi adımıdır. Aslında aynı işlemi denetimli serbestlik müdürlükleri de yerine getirmektedir. Adli Kontrol kararı geldikten sonra yurt dışı tahdidi (yasaklamaa-sınırlandırma) girilmesi için emniyet müdürlüğünün pasaport bölümüne yazı yazılarak şüpheli, sanık hakkında ülke dışına çıkma hakkı yargılama sonuna kadar durdururulur.

2018 yılından itibaren yapılan işlemler açısında önemli bir değişiklik oldu. Yurt dışına çıkamama kararlarının takibini artık emniyet müdürlüğü yerine nüfus müdürlüğü yapmaktadır.  Nüfus müdürlüğü artık bu hususta aktif bir görev almıştır. Uygulamaya geçişte önemli sıkıntılar yaşandığını duysakta nihayetinde sistemin artık oturduğunu düşünmekteyiz.

Peki süreç nasıl işliyor? Şüpheli, sanık hakkında yurt dışına çıkamama kararı verildi. Kişinin ülke dışına kaçmaması yönünde tedbirler alındı. Sistemlere işlendi. Şüpheli veya sanık yurt dışına çıkmaya çalıştığı anda farkedilir. Çünkü ister havaalanında isterse sınır kapılarında yurt dışı çıkış yasağı ile ilgili herşey sistemlerinden görünmektedir. Havaalanında veya sınır kapılarında kişi böyle bir şeye yeltendiği anda farkedilir.  Peki kolluk güçleri kişiyi hemen derdest (tutuklama) eder mi? Hayır. Kişinin ülke dışına çıkamayacağı kendisine bildirilir. Ülke dışına çıkmaya çalışan kişi hakkında denetimli serbestlik müdürlüğüne rapor edilir.  Denetimli serbestlik hizmetleri yönetmeliğine göre kim bir yükümlülüğü ihlal ederse uyarılır. Ancak adli kontrol tedbirleri bunun dışındadır. Denetimli Serbestlik Yönetmeliğinin 57/2 maddesinde "Tebligata rağmen mazereti olmaksızın ve kasıtlı olarak adli kontrol tedbirinin gereklerini yerine getirmeyen, tedbirin infazına başlandıktan sonra tedbirin gereklerini yerine getirmeye devam etmeyen veya tedbiri ihlal eden şüpheli veya sanık uyarılmaksızın hakkında karar verilmesi için dosya Cumhuriyet başsavcılığına veya mahkemesine gönderilir." cümlesiyle kişinin bu ihlalden dolayı tutuklanabileceğini de hatırlatmış olur. CMK 109/3 a maddesi ile ilgili vereceğimiz bilgiler şimdilik bundan ibarettir. İleride bu konuyu farklı bir makale haline getirmeyi düşündüğümüzü söylemek isteriz.

 

Belirtilen süreler içinde düzenli olarak başvurmak

CMK (109/3 b)

 

Denetimli Serbestlik Yönetmeliğinin 56. maddesinde Hâkim tarafından belirlenen yerlere, belirtilen süreler içinde düzenli olarak başvurmak: Şüpheli veya sanığın kararda belirlenen yerlere, belirtilen aralıklarla düzenli olarak başvurmasını, ifade etmektedir. Bu yükümlülük de en çok başvurulan yöntemlerdendir. Çünkü hakim şüpheli veya sanığın ceza infaz kurumuna gönderilmesi yerine belirli alanlarda kalmasının daha efektif olacağını düşünmektedir. Eğer kişi yargılama esnasında ceza infaz kurumuna girerse ve yargılama sonunda takipsizlik alırsa veya beraat  kararı ile serbestl bırakılabilir. Ancak bu ceza infaz kurumunda geçireceği süre zarfında kişi maddi manevi olumsuz etkileneceği düşünülerek tutuklama yerine böyle bir tedbirin uygulanmasının daha uygun olacağı düşünülmektedir.

Aslında bu halk arasında sıkça duyulan imza yükümlülüğüdür. Şüpheli veya sanığın ikametgahına yakın kolluklarda veya belirtilen başka bir yerde imza atması suretiyle yerine getirilir. Hakim CMK 109/3 b maddesine dayanarak kişiye ikametgahına en yakın kollukta ayda bir başvurma (imza atma) şeklinde karar verebildiği gibi kişiyi her gün günde üç defa başvurma (imza atma) şeklinde de yükümlülüğe tabi tutabilir.  Burada belirtilen süreler için başvuru sıklığı hakimin takdirindedir. Hakim bu takdirini kişinin suç ile ilintisini dikkate alarak belirlemektedir. Şu bilmek gerekir ki, özellikle CMK 109/3 b ile yapılan bu değişiklikle birçok tutuklanmanın önüne geçilmiştir. 2005 yılından önce ülkemizde ceza infaz kurumlarındaki tutuklu-hükümlü oranı yarı yarıydı diyebiliriz.  2005 ten itibaren tutukluk oranı oldukça düştüğünü söyleyebiliriz. Bu oranın en çok düşürülmesinde rol sahibi olan tedbirlerin başında geliyor diyebiliriz. 

Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği'nin 57. maddesinde adli kontrol kararı verilen şüpheli veya sanığa gönderilen tebligatta; adli kontrol tedbirinin türü, tedbirin ne şekilde ve ne zaman yerine getirileceği, uyulması gereken kurallar, tedbire uymamanın sonuçları ile adli kontrol tedbirinin gereklerinin derhal yerine getirilmesi gerektiği açıklanır. Kararın niteliğine göre gerekli ise ilgili kişi, kurum veya kuruluşa derhal yazı yazılarak adli kontrol tedbirinin içeriği açıklanır; şüpheli veya sanığın hakkındaki adli kontrol tedbirinin gereklerini süresinde yerine getirip getirmediği ve adli kontrol tedbirine devam edip etmediği hususlarında bilgi istenir.cümlesi geçmektedir. Yani şüpheli ve sanık bu tedbiri öğrendiği andan itibaren kendisine en yakın kolluğa belirtilen tarih-saatler arasında imza yükümlülüğünü yerine getirmesi gerekmektedir. Denetimli Serbestlik Müdürlüğü şüpheli-sanığın kolluğa başvuru yapıp yapmadığını rutin aralıklarla kolluğa sormaktadır. Eğer yükümlü kolluğa başvurmamış ise, başvuru saatini kaçırmış ise kolluk derhal denetimli serbestlik müdürlüğüne bilgi vermektedir. Denetimli Serbestlik Müdürlüğü'de uyarılmaksızın durumu savcılığa veya mahkemeye bildirir. CMK 109/3 b maddesi olan imza yükümlülüğünü uyulmadığı takdirde tutuklama kararı verebilecektir. Dikkat edilmesi gereken önemli adli kontrol tedbiridir.  Ancak imza yükümlülüğünü yerine getirememe gibi  bir durumda mazeretiniz varsa bunu vakit geçirmeden denetimli serbestlik müdürlüğünde bulunan vaka sorumlunuza vermeniz gerekmektedir.  Mazeret talebinizi ilgili vaka sorumlusu infaz işlemleri değerlendirme komisyonuna sunacaktır. Mazeret uygun görüldüğü taktirde imza yükümlülüğden kaynaklı herhangi bir sıkıntı ile karşılaşılmayacağını söyleyebiliriz. Ancak mazeret infaz işlemleri değerlendirme komisyonu tarafından kabul edilmezse yani mazeret talebiniz reddedilirse savcılığa veya mahkemeye durumunuzu anlatan yazı ile başvurulacaktır. Bazı denetimli serbestlik müdürlüklerinin şüpheli-sanığın mazeretini olumlu veya olumsuz değerlendirmediklerini konunun savcılığı veya mahkemeyi ilgilindirdiğini düşündükleri için veya bu konuda sorumluluk almak istemedikleri için talepleri savcılığa veya mahkemeye gönderdiklerini duyuyoruz.  Çünkü Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliğinin 52/2 maddesinde "Tebligata rağmen mazereti olmaksızın ve kasıtlı olarak adli kontrol tedbirinin gereklerini yerine getirmeyen, tedbirin infazına başlandıktan sonra tedbirin gereklerini yerine getirmeye devam etmeyen veya tedbiri ihlal eden şüpheli veya sanık uyarılmaksızın hakkında karar verilmesi için dosya Cumhuriyet başsavcılığına veya mahkemesine gönderilir."  denilmektedir.

Yani tutuklama yerine verilen bu tedbir bir çok maddi manevi olumsuzluğun önüne geçtiği aşikardır. Sonuçta ceza infaz kurumu yerine evinde, ailesinin yanında sosyal çevresinden kopmayarak hayatına devam ederken yargılaması sonuçlanacaktır. Ancak bu adli kontrol tedbiri ihlal edildiğinde ise sorumluluğu çok ağır olacaktır. Yani ceza infaz kurumuna girme söz konusu olacağı için azami derecede bu yükümlülüğü uyulmasında fayda vardır.

Hâkimin belirttiği merci veya kişilerin çağrılarına ve gerektiğinde meslekî uğraşlarına ilişkin veya eğitime devam konularındaki kontrol tedbirlerine uymak

CMK (109/3 c)

Bu adli kontrol tedbiri diğer adli kontrol tedbirleri gibi fazla kullanılmamaktadır. Hakimlikler CMK 109/3 c maddesini farklı farklı uygulayabilmektedir. Örneğin bazı hakimlikler CMK 109/3 c ile adli kontrol tedbiri verirken "haftanın bir günü en yakın kolluk birimine imza atmak suretiyle yerine getirilmesine" diye karar verebilmektedir. Bazen de "hakimlik, savcılık veya mahkemece verilen her türlü çağrılara uyma" şeklinde adli kontrol kararı vermektedir.  Bu tedbirler denetimli serbestlik müdürlüğü tarafından genellikle ulaşım güçlü sebebiyle kolluk güçleriyle irtibata geçilerek yerine getirilir. Duruşmaya da hazır edilmesi gibi tedbirlerin verildiğini duyuyoruz. Yani CMK 109/3 c kararları bazen CMK 109/3 b adli kontrolleri gibi de uygulandığını anlamaktayız.

Yargılama esnasında kişi mesleki uğraşlarına devam konusunda da karar verilebilmektedir. Yargılama sonuçlanıncaya kadar denetimli serbestlik müdürlüğü kişinin mesleki uğraşını sonlandırmaması yönünde takip de bulunur. Gerekirse STK'lar ile bağlantıya geçer. Alınması gereken tüm tedbirleri alır.

Yine bu tedbir kapsamında hakim, şüpheli-sanığı eğitime devam konularında da adli kontrol tedbirine uymak zorunda bırakabilir. Yani şüpheli-sanığa bir nevi rehberlik edilmesi vazifesi görevini denetimli serbestlik müdürlüğüne verilen adli kontrol kararıdır. Eğitime devam konularında adli kontrol tedbirlerine uyma yükümlülüğü daha çok gençlerde veya suça sürüklenen çocuklarda olduğunu biliyoruz.  O yüzden çok önemli bir tedbir kararıdır. Çünkü Denetimli Serbestlik İlkelerinden çocuğun yüksek yararı kapsamında bu işlemler yerine getirilmelidir. 18 yaşından küçük çocuklar su işlediği takdirde "suça sürüklenen çocuk" olarak kabul edildiği için azami derecede gizlilik ve hassasiyet önemlidir. Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliğinin 57/3 maddesinin "Suça sürüklenen çocuklara yönelik adli kontrol kararlarının infazında çocuğun ailesi veya sosyal çevresi ile iş birliği yapılmasının gerekli olması halinde her aşamada özel hayatın gizliliğine dikkat edilir ve çocuğun ifşa olmaması için gerekli önlemler alınır." denmektedir. Yani geleceğimizin teminatı olan çocuklar ile ilgili eğitime devam konulu bir Adli Kontrol tedbiri geldiğinde  çocuğun yüksek yararına çok dikkat edilmelidir.

 

Ancak şu hususun da hatırlanması önemlidir. Denetimli Serbestlik Yönetmeliği'nin 57/3  maddesinde "Tebligata rağmen mazereti olmaksızın ve kasıtlı olarak adli kontrol tedbirinin gereklerini yerine getirmeyen, tedbirin infazına başlandıktan sonra tedbirin gereklerini yerine getirmeye devam etmeyen veya tedbiri ihlal eden şüpheli veya sanık uyarılmaksızın hakkında karar verilmesi için dosya Cumhuriyet başsavcılığına veya mahkemesine gönderilir." cümlesi önemli bir ihtardır. Yani hatayı affetmeyen bir karar niteliğindedir. Burada denetimli serbestlik ancak mazereti değerlendirir. Eğer şüpheli-sanık mazeret talebi reddedilirse veya mazereti yoksa mahkeme tarafından tutuklama kararı çıkabilir. Azami derecede Adli Kontrol tedbirlerinde dikkat edilmesini tekrar hatırlatmak isteriz.

Her türlü taşıtı veya bunlardan bazılarını kullanamamak ve gerektiğinde kaleme makbuz karşılığında sürücü belgesini teslim etmek

(CMK 109/3 d)

YORUMLAR

Bu Habere Yorum Yapılmadı. İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz? 
Lütfen Resimdeki kodu yazınız
 

Denetimli Serbestlik Son Dakika | Dilekçe | Af Yasası | İmza Tavsiye Formu

Bu Haberi Arkadaşınıza Önerin
İsminiz
Email Adresiniz
Arkadaşınızın İsmi
Arkadaşınızın E-Mail Adresi
Varsa Mesajınız
Güvenlik KoduLütfen Resimdeki kodu yazınız